Asuman Susam

Face à Face


                                                      Mon visage est mon enveloppe

                                                                                       Agamben


Le lait que j’entends couler quand nous sommes face à face
entre nous est la tiédeur, le déroulement est entre nous
le premier visage consiste en un visage
je suis chez toi grande porte métaphorique

tu m’es venu avec ton visage
nous sommes à l’air libre, sans compromis
entends moi à mon visage
sous un regard hautain, sec et sévère
dans ce cercle de souffrance

tu es ce que je ne connais pas, nous sommes le danger
tu brilles, es sombre parfois
quand tu parles
fait de langue, surgissant dans la langue-SİN
Nous Dit-il Nous Natifs du Monde Les Champs de
Rêve Sont Arrosés De Notre Sang Barbare
tu t’empares de moi comme de la vérité
tu te trompes
je peine des marques de mes bourrelets
je me cache en toi, je m’ouvre en toi
nous sommes la révélation

nous marchons dans ta lumière
voilant notre obscurité, devenant ombres
nous créons des rivières avec ton étincelle
le vide qui se trouve derrière ni de nos yeux
l’endroit où se cache le visage
havre de la honte, maison de l’indécence
tu es inquiet
ne le cache pas, affiche ta colère
ferme tes yeux, essuie-moi
donne-moi la permission ou je passe de par ton vide
la langue se vante, crachons la langue
mes bosses, mes plis, mes recoins
offensé fuyant la violence
choses qu’on oublie, dont on se souvient
le regard allège, il enfonce

puis le visage appelle l’existence par ton nom


Traduction : Elisabeth Sayın


&


Yüz Yüzeyken

                                                                                 

                                                               Benim yüzüm benim dışarımdır.

                                                                                                  Agamben


Yüz yüzeyken duyduğum sütün akışı

aramız ılık, akış aramızda

ilk an, yüzden ibaret

sendeyim büyük metafizik kapı


bana yüzünle geldin

açıktayız, açıklıkta

yüzümden duy beni

tepeden, dik ve sert

bakış altında, azap çemberinde


bilmediğimsin, tehlikeyiz

ışıldıyorsun, bazen karanlık

konuştukça oluyorsun

dilden yapılma, dilde zuhur eden. SİN.

Biz Diyor Biz Dünyanın Yerlileri

Barbar Kanımızla Sulanıyor Düş Tarlaları!

ele geçiriyorsun beni hakikat gibi

yanılıyorsun

kat yerlerimden acıyorum

sana saklanıyorum, açılıyorum sende

ifşayız


ışığında yürüyoruz birbirimizin

karanlığımızı örterek, gölgeye dönüşerek

ırmaklar yaratıyoruz çakımından

arkasındaki boşluk ne gözlerimizin

yüzün gizlenme yeri

utanç sığınağı, hayasızlığın evi

huzursuzsun

açığa vur, aşikar et öfkeni

kapat gözlerini, sil beni

izin ver ya da geçeyim boşluğundan

dil böbürlenir, tükürelim dili

tümseklerim, kıvrımlarım, kuytularım

vahşetten kaçan kırgın

unutulur şeyler, hatırlanır

bakış elverir, ele verir


yüz varlığını adınla çağırır sonra.